Nurhayat Varol

Nurhayat Varol

''Ekmek'' kutsal bir konudur, ''ekmek'' yemek o ekmeği hak eden ve bu ülkenin tapusu dediğimiz kafa kağıdına sahip olan herkesin eşit hakkıdır.
22 Temmuz 2018 Pazar 19:59:27
349 kez okundu.

Hepimizin bir Türkiye Cumhuriyeti kimliği var,

Adam kayırma, torpil ve iltimas Türk İslam kültürüne ters olduğu gibi Türkiye'nin dokularını zedeleyen bir unsur olarak karşımıza çıkıyor. Adam kayırmacılığın nerelere vardığını 15 Temmuz'da Hain FETÖ'nün darbe girişimi sırasında milletçe şahit olduk. 

İnsanların Ötekileştirilmesi Tehlikeli Bir Oyuncaktır

Devlet kadrolarında ve diğer resmi kuruluşlarda çalışmak söz konusu olduğunda ''liyakat'' unsuru gözetilmeden ''parti üyesi misin?'' diye soruluyorsa ''adalet'' ve ''eşitlik''ten söz etmek mümkün olmuyor.

Kimisi A Partisi'ne oy verir, kimisi B Partisi'ne oy verir, kimisi C Partisi'ne oy verir... İnsanların ''ekmek'' için girdiği kadrolarda en önemli husus ''vatansever'' olması ve ''işi yapabilecek kapasitede'' olması aranmalıdır.

Resmi bir yerde çalışmak için işe başvurduğunda ''A Partisi'ne üye olduğuna dair bir kağıt getir'' deniyorsa, ''Annen-Baban B Partisi'nde siyaset yapmış'' deniyorsa bu karşıdaki insanın kalbini kıran, kendilerine düşman edindiren bir anlayışa bürünmekten başka birşey değildir.

Düne kadar cemaate yakın insanların devlet kadrolarına alınmasına göz yumulurken ve bunun ceremesini Türk milleti ve Türkiye Cumhuriyeti olarak çekmişken bugün bu şekilde bir ''ötekileştirilmenin'' yapılması bizim birlik beraberliğimize zarar verir.

Ekmek yiyecek insanların ''A,B, C Parti'li'' olup olmamasına değil, iyi bir vatandaş olmasına ve donanımlı olmasına bakılmalı diye düşünüyorum.

Parti ayrımcılığı, mezhep ayrımcılığı vs. gibi konular gündemimizde eğer olursa insanlar birbirine düşmanlaşır çünkü söz konusu olan şey ''ekmek'' ve ''adaletsizlik''.

''Ekmek'' kutsal bir konudur, ''ekmek'' yemek o ekmeği hak eden ve bu ülkenin tapusu dediğimiz kafa kağıdına sahip olan herkesin eşit hakkıdır.

Ötekini niçin ötekileştiririz? Başkalarının bizim gibi davranmasını, bizim gibi kişilerarasında olduğu kadar; farklı sosyal gruplar, toplumlar ve kültürler arasında aşılması imkansız duvarların örülmesine neden olmaktan ve düşmanlığa davetiye çıkarmaktan başka bir işe yaramaz. ötekileştirme kültürü o kadar tehlikeli bir şey ki, sistem kendisi dışında var olan bütün ötekileri erittiğinde bu sefer kendi içinden başka ötekiler üretmeye başlar.

 

Rengine, diline, ırkına, dış görüntüsüne, siyasi görüşüne, inancına, sosyal statüsüne bakmayarak direkt önyargılarımızla etiketleyerek insanları ayıplamak, kınamak, hor görmek ne zamandır meşru hale gelmiş durumda.

Oysa ki Hz Mevlana’nın buyurduğu gibi, “birbirine yaslanarak yürüyen, çünkü birbiri olmadan düşen varlıklarız  biz evet günümüzde hangi partiden hangi dinden olursak olalım lütfen birbirimizin hayatına düşüncelerine saygı duyalım değer verelim ötekileştirme yapmadan önce düşünelim bizler kimleriz aynı topraklarda aynı bayrağın altında yaşayan İNSANLARIZ.

Sürünün bir parçası mıyız incitmekten korkmuyoruz. Sorgulayan insanlar olmasaydı hala Ortaçağ döneminde yaşıyor olmaz mıydık? İnsan bir noktadan sonra sorgulamaya ya da inanmaya alışabiliyor. Ya da her ikisi aynı anda mümkün. 

Etrafınıza bir bakın.. egosunun güdümüyle kendini tanrı ilan etmiş pek çok kişi göreceksiniz.. nerdeyse herkes tanrılaşmış..tanrılaşmış egolar olmasa, yan baktı diye insanlar öldürülür mü günümüzde evlat anneyi baba evlatlarını öldürebiliyorsa hastalar doktorlara saldırabiliyorsa  insanlar hayvanlara, ufak çocuklara tecavüz edebiliyorsa oturup düşünmeliyiz derim.

Yetkililer tarafından bu gibi insanları beyinlerinin vücudlarımın her bir hücresinin araştırma komisyonu kurulmasını öngören yasa tasarısını onaylanması gerekiyor bunlar bu tür suçları işlerken ne yaşıyorlar neden insanlık bu kadar acımasızlaşıyor noluyor biz insanlığa...

 

Nurhayat Varol

Lonca Medya Yönetim Kurulu Başkanı