1 Haziran 2018 Cuma 01:04:44
176 kez okundu.

Hayırlı ramazanlar...

İslamlıkta, varlıklı olanların ramazan ayı içinde yoksullara vermesi dince buyurulan miktarı belirli sadakaya ''Fitre'' denir.

''Fitre'' bir insanın günlük karnını doyurabileceği miktara göre hesaplanır.

Diyanet'in açıkladığı fitre ücreti:

2017'de 16 Lira...

2018'de 19 Lira...

Artış %18.75

Açıklanan Enflasyon %11 

Diyanet'in belirlediği rakama göre 4 kişilik bir ailenin sadece yemek masrafını hesaplayalım. 

19x30=570 

570X400=2280

Yani 4 kişilik bir ailenin sadece karnını doyurabilmesi için 2280 Lira gerekiyor.

Asgari ücret ise 1603 Lira...

Üstelik maaşların yaklaşık %54'ü vergi olarak devlete geri dönüyor.

ASGARİ ÜCRET Mİ ARTTIRILMALI, VERGİLER Mİ DÜŞÜRÜLMELİ?

Haziran'ın 24'ünde bir seçim var...

İktidarın ve muhalefetin ekonomi politikalarına baktığımızda ''vasat'' bir tablo görüyoruz.

Artan döviz, yüksek vergiler ve enflasyon ile fakirleşiyoruz.

AK Parti'ye sormamız gereken;

''3 çocuk'' söylemiyle neden nüfusu arttırmaya yönelik bir nüfus politikası izliyorsunuz?

Babanın mavi yakalı olduğu, Annenin çalışmadığı 3 çocuklu bir ailenin geçinemediği bir Türkiye'de neden hala nüfusu arttırmaya yönelik politikalar izleniyor?

Vergi-enflasyon ilişkisi kurabilen ve zamlarla hazineden çıkan parayı kontrol edebilen bir iktidar neden faiz-enflasyon ilişkisi kurabilip dövizi düşürmedi, kısıtlı döviz rezervlerine rağmen doların yükselişini neden seyretti?

Küresel piyasa ile inatlaşmaların sonu hep açlık ve yoksulluk olmuştur. Sosyalist-dışakapalı ülkeler gibi mi olalım? 

Aç kalsak da liberalleşmeyelim, serbest piyasa ile inatlaşalım diyoruz. Açsak köleyizdir, açsak her türlü ahlaksızlığa açık bir ülkeyizdir. Açsak üniversitede okuyan genç kızlar escortluk yapar, açsak gençler uyuşturucu satar, açsak dolandırıcılık ve hırsızlık artar. Açlık ve yoksulluk bizim en büyük düşmanımız değil midir?

Yoksulluk sınırının ve açlık sınırının altında milyonların yaşadığı, işsizlik gerçeğinin konuşulduğu bir ülkede yaşıyoruz ve neden hala ''3 çocuk'' diyoruz? ''3 çocuk'' yapın deniyor ve neden bu ''genç aktif nüfus'' iyi değerlendirilemiyor?

Ekonominin rayına oturmasının tek formulü ''Normalleşmek'' değil midir? Huzurlu ülke görüntüsü vererek yerli-yabancı yatırımcıya güven vermemiz gerekmiyor mu? Ülke bu potansiyele sahipken neden Forex piyasasını yok eden, ''Dolar Satma Kampanyası'' gibi işlere girişen ''Cumhurbaşkanı Danışmanları'' istifa etmiyor?

Tutarsız açıklamalar yapıp özür dilemeyen ve Cumhurbaşkanı'nı  ve halkı yanlış yönlendiren dövizlerini bozdurtan Yiğit Bulut neden istifa etmiyor?

Neden hem vergiler yüksek, hem cari açık yüksek, hem döviz yüksek, hem enflasyon yüksek? 

CHP'ye sormamız gereken;

CHP'nin vaatlerine baktığımızda vasat bir tablo görüyoruz. Memurlara maaş vermek, memur ve emeklinin garanti maaş ve birikimlerini faize koyup kral gibi yaşaması, girişimciliğin ve özel sektörün yok edilmesi gibi vaatlerden neden uzak durmuyorsunuz?

Kamulaştırılmış sahtekarlığa neden dur diyemiyorsunuz?

Sosyal liberal politikalardan neden uzak duruyorsunuz?

Kılıçdaroğlu ''Asgari Ücret 2200 Lira Olacak'' diyor. Artan enflasyona ve yüksek vergiye göre planlanan bir asgari ücretin halka fayda getireceğine inanıyormusunuz?

Neden ısrarla her seçim öncesi ''Asgari Ücret'' arttıracağız diyerek halkın yoksulluktan kurtulacağına inanıyorsunuz?

Serbest piyasayla inatlaşan bir iktidara serbest piyasayı yok edecek vaatlerle muhalefet ederek neyi amaçlıyorsunuz?